Hayvanlar Alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlar Alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ÖRÜMCEK İPEĞİ ÜRETEN KEÇİLER

8 Kasım 2007 Perşembe

ÖRÜMCEK İPEĞİ ÜRETEN KEÇİLER
Hayvanlar Alemi


Bilim adamlarının süper güçlü malzemeler üretme yolundaki arayışları devam ediyor. Daha önce bu konuda yapılan araştırmalarda kısmi başarılar sağlanmış ve elde edilen malzemeler birçok yerde kullanım imkanına kavuşmuştu. Örneğin örümceğin ipeğinin kimyasal yapısından ilham alınarak üretilen “Kevlar” ilk olarak otomobil lastiklerindeki çeliğin yerini olması için tasarlanmıştı. Günümüzde ise Kevlar kendine sınırsız kullanım alanı bulmuş durumda:
Mars’a yolculuk için tasarlanan Pathfinder’daki hava yastığı kirişlerinde, jet uçaklarında bulunan yolcuları koruyucu kalkanlarda, büyük gemiler ve süper tankerleri bağlamak için kullanılan küçük çaplı hafif iplerin yapımında, daha hafif ve daha güçlü tenis raketlerinin yapımında. Kevlar her ne kadar güçlü ve hafif olsa da bazı dezavantajlara da sahip. Örneğin kurşun geçirmez yelek yapımında kullanılan Kevlar, çok sert olduğu için giyen kişinin hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Bu nedenle çeviklik ve hız gerektiren işlerde kullanım açısından çok da uygun değil. Aynı zamanda Kevlar suyu emebiliyor ve doğal etkenlere karşı da diğer malzemeler kadar dayanıklı değil. Ayrıca yüksek çekme gücüne karşın Kevların sıkıştırılma gücü oldukça az. Dolayısıyla Kevlarda hala bazı düzeltmelerin yapılması gerekiyor.(1)
Kevlarla ilgili tüm bu yetersizlikler, çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olmasına karşın, aynı kalınlıktaki çelik telden beş kat daha sağlam olan örümceğin ipeğinin kusursuz bir tasarım harikası olduğunu göstermeye yetiyor.(2)

Örümcek

Ünlü bilim dergisi National Geographic’in 2001 Ağustos ayında yayınlanan sayısında “sanatları ile evrimciler için bir bilmece olan örümcekler” başlığı altında bu canlılar incelenmiştir. Ünlü biyolog Bill Eberhard dergiye yapmış olduğu açıklamada örümceklerin bilinçli hareketlerini ve ürettikleri mükemmel ağları şöyle tarif etmiştir:
“Tahmin edilmesi güç bir ortamda, aslında kör ve sınırlı bir sinir sistemine sahip bir canlı tarafından inşa edilmiş karmaşık bir yapı var. Örümceğin yaptıkları insanlara göre oldukça kompleks hesaplamalar: Açılan deliğin büyüklüğü? Ne kadar ipek kaldığı? Hangi bağlantı noktalarının uygun olduğu? Örümcekler aynı şeyi tekrar tekrar yapan küçük robotlar değiller. Kesinlikle aptal değil akıllı canlılar.”(3)

Keçi

Süper güçlü malzeme arayışındaki en heyecan verici gelişmelerden biri örümcek ipeği üretme çalışmaları. Şimdi bilim adamları ipeğin kimyasal yapısının taklit edildiği malzemeler üretmek yerine örümcek ipeğini doğrudan üretmeyi hedefliyorlar. Ancak örümcekler gibi iplikçik üretmek, ineklerden süt elde etmek kadar kolay değil. Çünkü yeterli miktarda ipek toplamak için çok geniş alanlara ihtiyaç var ve bu durum hiç de ekonomik değil. Üstelik örümcekler birbirlerini yeme eğiliminde oldukları için yüksek miktarda ipek toplamak oldukça zor.
Tüm bu nedenlerle Nexia adlı kuruluş, ABD ve Kanada savunma bakanlıklarıyla keçileri kullanarak örümcek ağı elde etmek için bir anlaşma yapıyor. Bu gelişmiş gen teknolojisi keçilerin süt bezleri ve örümceklerin salgı bezleri arasındaki benzerlikten dolayı tercih ediliyor. Keçilerde yapılan bazı genetik değişikliklerle keçilerin DNA’ları, süt yerine ipek salgılamalarını sağlayacak özellikte düzenlenmeye çalışılmaktadır.(4)

Bilim adamlarının yapay olarak birebir benzerini üretmeye çalıştıkları örümcek ipliği, 380 milyon yıldan beri örümcek tarafından kusursuzca örülmektedir.(5) Bu durum, kuşkusuz Allah'ın kusursuz yaratışının delillerinden biridir. Şüphesiz bu olağanüstü olayların hepsi de Allah'ın kontrolündedir ve O'nun izniyle gerçekleşmektedir.

Alıntılar

(1) http://www.chm.bris.ac.uk/webprojects2002/edwards/future.htm
(2) Endeavour, “Structure and Properties of Spider Silk", Ocak 1986, sayı 10, s.42
(3) National Geographic, “Spiders and Cavemen Puzzle Evolutionists With Their Art”, Bill Eberhard, 2001 Ağustos
(4) http://www.chm.bris.ac.uk/webprojects2002/edwards/future.htm
(5) "A Devonian Spinneret: Early Evidence of Spiders and Silk Use ," Science, Shear, W.A. , J.M.Palmer, 246:479-481.

(109 KB) Word doc (zip)
(161 KB) Adobe pdf (zip)

YARASANIN SONARINI DESTEKLEYEN

YARASANIN SONARINI DESTEKLEYEN
KUSURSUZ UÇUŞ SİSTEMİ

Hayvanlar Alemi


Yarasaların gece karanlığında ses dalgalarını kullanarak yön bulmalarına sağlayan mükemmel bir sonar sistemine sahip olduğu uzun zamandır biliniyordu.
Ancak bilim adamları yarasanın yön bulma sisteminin sadece ses dalgalarını yayan ve yansıyan dalgaları algılayan harika bir yapıdan ibaret olmadığını keşfettiler.

Yarasa Kanat

Yarasalar çok sayıda hassas algılayıcıları vardır. Bu algılayıcılar hava akımlarının yarattığı değişimlere karşı oldukça hassastırlar. Yarasanın derisinin üst kısmında küçük tepecikler oluşturan tüylü Merkel hücreleri algılayıcı görevi görürler.
Bunu ilk ortaya koyan kişi Amerika’nın Ohio Üniversitesi’nde nörobiyolog olan John Zook. Zook, bunların işlevini anlamak için, bir yarasanın kanatlarındaki tüyleri bir krem ile dökmeyi başardı. Sonra da hayvanı serbest bırakarak uçuşundaki değişiklikleri gözlemledi.
Sonuç: Tüyleri alınmış yarasa dönemeçlerde irtifasını korumada güçlüklerle karşılaştı.
Merkel hücreleri uçuş sırasında yarasanın kanadının üzerinden geçen havaya karşı son derece duyarlıdır. Uçuş sırasında oluşan türbülanslar tüycükleri uyarır. Tüycüklerdeki bu uyarılar, uçuş sırasında kanat pozisyonunu ya da kıvrımları doğru hale getirerek yarasanın aerodinamik açıdan doğru bir pozisyon almasında kullanılır. Yarasa böylece havada hız kaybedip bocalamaktan kurtulmuş olur.
Zook yaptığı deneylerde kanat üzerinde farklı bölgelerdeki tüylerin farklı görevler üstlendiklerini de tespit etti: Kanatların uç kısımlarındaki tüyler, yarasanın uçuş dengesini kontrol altında tutmasını sağlıyordu. Bu tüyler döküldüğünde uçuş sırasında hayvan sürekli yukarıya doğru ilerleme eğilimi gösteriyordu.

Özel görev üstlenen algılayıcı hücreler
Kanatların zara benzeyen kısımlarındaki algılayıcı hücreler ise farklı işlevlere sahiptir. Zook yaptığı bir deneyde bu algılayıcıların avlanma sırasında özel bir görev üslendiklerini doğrudan gözlemlemiştir. Kanat gerildiğinde buralardaki algılayıcılar hemen sinirsel bir tepki vermektedirler. Yarasa, gerilmeye duyarlı hücrelerin bulunduğu alanları daha çok avını yakaladığında kullanır.
Yarasanın tüylü algılayıcıları, hayvanın uçuşunu kontrol eder, oysaki sonar sadece yönünü bulmasına imkân verir. Yarasalar, tüyleri ile sonar sistemleri mükemmel bir eş güdüm içerisinde çalıştığı için kusursuz bir yön belirleme sistemine sahiptirler.

Uçak
Yarasa Uçak
Yarasalar tüycükleri sayesinde, uçuşları sırasında kanatlarını gerektiği gibi şekillendirebilirler. Günümüz uçakları yarasanın sonarı gibi yön belirleyen sistemlere sahiptir. Ancak çok az bir kısmı yarasa gibi kanatlarının konumunu değiştirebilir ancak bu değişim de yarasanın kanatlarındakine göre oldukça zayıftır. Bu nedenle yarasalar uçaklara kıyasla çok büyük bir manevra yeteneğine sahiptirler. ABD’de ordu için çalışan DARPA isimli bir kuruluş yarasa ve kuşları örnek alarak hareketli kanatlara sahip uçaklar geliştirmeye çalışmaktadır.

Yarasadaki sonar ve onu destekleyen uçuş sisteminin, evrim teorisini savunanların tesadüf iddialarına indirdiği darbeyi görmemek mümkün değildir. Yarasadaki bu mükemmel sistem son derece kompleks bir yapıdır ve varlığı asla rastgele oluşan mutasyonlarla açıklanamaz. Sistemin çalışabilmesi için, yarasanın sonarını kullanarak uçuş ortamını kusursuz olarak denetleyebilmesi ve bu ortamda istediği manevraları yapabilmesi gerekmektedir.
Tüycükler tüm ayrıntılarıyla kusursuz olarak var olmak zorundadırlar. Ayrıca kanatların anlık pozisyonlarını haber vermeli, kanatları hareket ettiren kaslarla uyumlu bir iş birliği kurmalıdırlar. Görüldüğü gibi yarasanın sonarı, tüycükler ve kanatlar birbirinden ayrılamayacak bir bütünlük içinde olmalıdır ki yarasanın uçuş sistemi işe yarasın. Bu durum evrimcilerin kademeli gelişim iddialarını geçersiz kılmak için yeterlidir. Elbette ki tüm bunlar rastlantılarla açıklanamaz. Allah yarasayı ve onun uçuş sistemini mükemmel bir biçimde yaratmıştır.

Alıntılar

http://news.research.ohiou.edu/news/index.php?item=257

(547 KB) Word doc (zip)
(221 KB) Adobe pdf (zip)

HAYVANLARDAKİ MÜHENDİSLİK

HAYVANLARDAKİ MÜHENDİSLİK
Hayvanlar Alemi


ZÜRAFANIN GÜÇLÜ KALBİ

Zürafa beş metreye varan boyuyla karada yaşayan en büyük hayvanlardandır. Hayvanın yaşayabilmesi için kalbinden iki metre yukarıdaki beynine kan göndermesi şarttır. Bunun içinse olağanüstü güçlü bir kalbe ihtiyacı vardır. Nitekim zürafanın kalbi 350 mmHg.'lik bir basınçla kan pompalayacak kadar güçlüdür.
Normalde bir insanı öldürebilecek kadar güçlü olan bu sistem, özel bir haznenin içinde bulunur. Hazne, basıncın bu ölümcül etkisini kaldırabilmek için küçük damarlarla kuşatılmıştır.
Baştan kalbe kadar giden bölümde; yukarı çıkan ve aşağı inen damarların oluşturduğu bir U sistemi bulunur. Ters yönde akan kan damarları toplam basıncı sıfırlar, böylece hayvan ani kanamalara neden olacak iç basınçtan kurtulmuş olur.
Kalpten aşağıda olan kısımda ise, fazla kalın olmadığından bacakların ve ayağın da özel bir korumaya ihtiyacı vardır. Zürafanın bacak ve ayaklarını saran derinin son derece kalın olması onu kan basıncının kötü etkilerinden korur. Ayrıca damarlarının içinde, şiddetli kan akışını durdurarak basıncı kontrol altına alan kapakçıklar da bulunur.
ZürafaAsıl büyük tehlike ise, hayvan su içmek için başını yere kadar indirdiğinde ortaya çıkar. Normalde beyin kanamasına sebep olacak kadar şiddetli olan kan basıncı, bu durumda çok daha artar. Ama bu tehlike karşısında kusursuz bir önlem alınmıştır. Vücutta salgılanan "sefaloraşidien" adlı sıvı devreye girer ve kalp hacmini küçülterek pompalanan kanı azaltır. Öte yandan, hayvanın boynunda, başını aşağı eğdiğinde devreye giren özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın akışını büyük ölçüde azaltır ve böylece zürafa güven içinde su içip tekrar başını yukarı kaldırabilir. Zürafanın kat kat olan damarlarının kalınlığı da, yine bu yüksek basınç tehlikesine karşı alınmış bir tedbirdir.
Tüm bu bilgiler apaçık olan bir gerçeği bir kez daha bizlere hatırlatıp göstermektedir: Zürafaları ve evrendeki tüm canlıları, ihtiyaçları olan kusursuz sistem ve mekanizmalarıyla birlikte yaratan Yüce Allah'tır. Evrenin ve canlıların kör tesadüflerin eseri olduğunu öne süren Darwinizm'in ise değil canlılığı, zürafanın tek bir özelliğini dahi bilimsel olarak açıklaması mümkün değildir.

Zürafa Anatomi

GEKO KERTENKELESİNİN ÜSTÜN TUTUNMA TEKNİĞİ

Geko Ayak
Geko Tüycükler
Geko Tüycükler

Geko kertenkelesinin ayaklarında başka hiçbir canlıda bulunmayan çok güçlü bir yapışma sistemi vardır. Gekonun mucizevî yapışma sistemi hiçbir kimyasal içermez, yani ayakların altında tutkalımsı bir madde yoktur. Üstelik hayvanın ayaklarında vantuz benzeri bir yapı da mevcut değildir. Araştırmalar Gekonun ayaklarındaki mekanizmanın üstün bir mühendislik örneği olduğunu ortaya çıkarmıştır. Gerçekten de bu sürüngenin ayak yapısı tırmanmak için tasarlanmıştır.
Portland'taki Lewis & Clark Lisesi'nden çevre fizyologu Kellar Autumn ve California Berkeley Üniversitesi'nden bio-mühendis Robert Full tarafından kurulan ve Massatchusetts IS Robotics tarafından desteklenen bir ekip Gekonun nasıl tırmandığını mikroskobik açılardan incelemişlerdir.
Elde edilen sonuç bizlere bilimin gelişmesi sayesinde açığa çıkan bir yaratılış harikası ile karşı karşıya olduğumuzu göstermiştir. Gekonun ayaklarında, belki de sadece nükleer fizikçilerin haberdar olabilecekleri bir kuvvet mevcuttur.
Yapışmayı sağlayan faktör ayakların altında bulunan çok sayıda mikroskobik tüycüktür.
Gekonun tek bir ayağında yaklaşık 2 milyon kalın tüy vardır. Bu kalın tüylerin her biri bir ağacın dallara ayrılması gibi, çok daha minik 1000 tane tüycüğe ayrılır. Böylece Gekonun ayağındaki tüycüklerin sayısı 2 milyara ulaşır.
Bir insanın kafasında ise ortalama 100.000 adet saç teli vardır. Eğer saç tellerimizin sayısı Gekodaki tüycüklerin sayısına eşit olsaydı tüm bu saçlar ancak bir futbol sahası büyüklüğünde bir alana sığabilirdi. Tüycüklerin bu kadar çok sayıda olması kertenkelenin yüzeylere yapışması için özel olarak ayarlanmıştır.
Eğer sayıları az olsaydı kertenkele yüzeylere yapışamazdı. Çünkü tüycükler kertenkelenin bastığı yüzeyle hiçbir boşluk bırakmayan bir temas sağlar. Böylece Gekonun ayağıyla yüzey arasındaki temas o kadar yakın olur ki ortaya moleküler bir çekim kuvveti çıkar.
Geko AyakUzmanlar bir Gekonun tam 120 kiloluk yapışma kuvveti oluşturduğunu hesaplamışlardır. Bu kuvvet Gekonun kendi ağırlığının tam 1200 katına eşittir. Bu durum 75 kiloluk bir insanın 90 tonluk bir kuvvetle tavana yapışabilmesi anlamına gelmektedir. Eğer bir insanın ellerinde Gekonun ayaklarındaki sistem olsaydı, hiçbir tutunma yeri olmayan bir tavana avuçlarıyla yapışarak, 9 tonluk bir kamyondan tam 10 tanesini taşıyabilirdi.
Geko kertenkelesi koşarken saniyede 15 defa ayaklarını yapıştırıp kaldırır. Yani bir ayak saniyenin onbeşte birinde bu müthiş kuvveti oluşturup tekrar serbest bırakabiliyor. Gekonun ayaklarının yapışmak için özel olarak tasarlandığı açıktır. Yapışmada kullanılan tüycükler tam da olması gereken sayıda ve tam da olması gereken yerdedir. Tırnaklarımızın sadece parmak uçlarında olması gibi tüycükler de Gekonun sadece ayak parmaklarının altındadır. Elbette bu mükemmel tasarım ne doğanın ne Gekonun eseri olabilir. Şüphesizdir ki, bu yaratılış göklerin, yerin ve ikisi arasındaki tüm canlıların Yaratıcısı Yüce Allah’a aittir.

Geko

PENGUENLERDEKİ ENERJİ DÖNÜŞTÜRÜCÜ YÜRÜYÜŞ

İmparator penguenler kuluçka dönemi ve sonrasında yavrularına bakabilmek için oldukça uzun süren yürüyüşlere çıkarlar. Bu yürüyüşte şaşkınlık verici bir durum vardır. Penguenler büyük gövdeli olmalarına karşın, yürüyüşlerini zorlaştıracak kadar küçük bacaklara sahiptirler. Bu ise normal şartlar altında daha fazla enerji harcamalarına neden olacaktır. Sınırlı miktarda yedek besinle uzun bir yolculuğa çıkan penguenler için bu durum mutlak bir ölüm demektir.
Peki öyleyse bu dezavantaj gibi görünen duruma rağmen nasıl olup da penguenler kilometrelerce yolu yürüyebilmektedirler?
Penguenler sağa sola sallanarak yürürler. Bu sarkaç benzeri ilginç yürüyüşün nedeni son derece önemlidir. Bu yürüyüş sayesinde penguenler önemli derecede enerji tasarrufu yapmaktadırlar. Penguenlerin bacakları aşırı kısadır. Ancak penguenler, yana doğru adımlar atarak bu kısalığın dezavantajlarını ortadan kaldırır ve kaslarının daha az yorulmasını sağlarlar. Hatta her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depolamış olurlar.
Yana doğru adımlar atarak değil de düz yürümüş olsalardı penguenlerin kendi boyutlarındaki bir hayvandan iki kat daha fazla enerji harcamaları gerekirdi. Ancak bu özel yürüyüş şekli sayesinde penguen sadece yürümeye başlarken enerji harcar, bir de dururken. Kısıtlı olan besininin denize ulaşmaya çalışan penguene yetmesi için en isabetli yöntem budur.

Penguen

Enerji tasarrufu sağlayacak bir yürüyüş şekli elbette ki penguenin kendi başına keşfettiği bir kolaylık değildir. Üstelik bunu tek bir penguen değil bütün penguenler böyle yapmaktadırlar.
Ağır kış şartlarında yaşamalarını sağlayacak bu kolaylığı penguenler ilk doğdukları andan itibaren bilir ve uygularlar. Aksi bir davranış ölümlerine neden olacak kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Dondurucu soğukta penguenin en az enerji harcamak için neler yapması gerektiğini denemesi ve en sonunda bu yürüyüşte karar kılması söz konusu değildir.
Penguenlerin bu yürüyüş şekilleri Allah'ın canlılar üzerindeki şefkat ve merhametinin delillerinden biridir. Penguenleri yaratan ve nasıl hareket edeceklerini onlara ilham eden Allah'tır. Allah tüm canlıları benzersiz şekillerde suretlendirmiş ve onları en mükemmel özellikler ile birlikte yaratmıştır.

(1.3 MB) Word doc (zip)
(439 KB) Adobe pdf (zip)

YARIM KİLO BAL İÇİN 120.000 KM. UÇAN ARILAR

YARIM KİLO BAL İÇİN 120.000 KM. UÇAN ARILAR
Hayvanlar Alemi


  • ArıBir kilo bal için 40.000 adet arının 6 milyon çiçeği dolaşması gerekiyor.
  • Dünyanın en hızlı bilgisayarlarından biri saniyede 16 milyar aritmetik işlem yapabiliyor. Bal arısı ise aynı sürede daha az enerji harcayarak 10 trilyonluk işlem yapma kapasitesine sahip.
  • 10 mikrowatt’tan daha az enerji tüketen balarısının beyni, günümüzde üretilen en verimli bilgisayardan 100 milyon kat daha üstün.
  • Balarıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını toplayabiliyor ve 100 bin kilometre boyunca kanat çırpabiliyor.
  • Bir koloninin bir kilogram bal üretebilmesi için dünyanın etrafını 6 kez dönmeye eşdeğer bir uçuş yapması gerekiyor. Tek bir arının dünyanın çevresini dönmesi için yaklaşık 25 kilogram bal tüketmesi gerekiyor.
  • Uçan bir arının her kilometrede, enerji için yarım miligram (gramın 2000’de biri) bala ihtiyacı bulunuyor. Bir arı bir litre balla, 25 km hızla ve saniyede 200-250 defa kanat çırparak 3.000.000 km. kat edebiliyor.

Arı

Petek

  • Kraliçe arının bir günde yumurtladığı yumurta ağırlığı, kendi ağırlığının 20 katına erişebiliyor.
  • Arı, vücut ağırlığının 330 katı yük çekebiliyor.
  • Her bir petek gözünün derinliği 12 milimetre. Duvarlarının kalınlığı ise milimetrenin 20’de biri kadar. Buna karşın bal ile doldurulduğunda petek hiçbir zarar görmüyor. Bunun nedeni peteğe en yüksek dayanıklılık özelliğini kazandıran altıgen yapısı. Bu nedenle bir petek diliminde kilolarca bal taşınabiliyor.

TaşımaŞüphesiz insanların arılarla ilgili keşfettikleri bilgiler bu kadarla kısıtlı değil. Arılar daha birçok mükemmel sisteme, akılcı davranışlara, hesaplama, planlama, inşa etme gibi yeteneklere sahip.

Akıl ve vicdan sahibi bir insan, sadece yukarıdaki bilgilerden bile şu sonucu çıkarabilir: Allah tüm diğer canlılar gibi arıları da sahip oldukları üstün yeteneklerle birlikte yaratmıştır. Ve onları ihtiyaçlarının çok üstünde bal üretme yeteneği ile donatarak insanların hizmetine vermiştir. Allah kullarına karşı sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. O göklerde ve yerde olan herşeyin, tüm canlıların tek Hakimidir. Canlıların sahip oldukları her türlü özellik Allah'ın sonsuz ilminin ve kudretinin yeryüzündeki tecellilerindendir.

Alıntılar

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, İzmir İl Müdürlüğü’nün çıkarttığı “Tarım 35 Dergisi”nden Hürriyet Gazetesi, 31 Ocak 2001.

(376 KB) Word doc (zip)
(501 KB) Adobe pdf (zip)